Whitesnake ve Seks Dramı

Whitesnake dendiğinde benim aklıma gelen ilk anlam "Seks Dramı"dır.
Bunun anlamını açıklamak için ve en iyi şekilde anlamak için Whitesnake'in Seks Dramı içeren şarkılarından alıntılar yaparak anlatmak istiyorum..


Bazı şarkılar vardır Aşkı anlatır, bazılarıda bir kadını, bazılarıysa yaşananları. Whitesnake'in yazdığı şarkılarda bir drama var, tiyatro sahnesinde düzenlenip oynanıcak bir drama.. Drama; Bir sözcüğü, bir kavramı, bir davranışı, bir tümceyi, bir fikri ya da yaşantıyı veya bir olayı, tiyatro tekniklerinden yararlanarak oyun ya da oyunlar geliştirerek canlandırmaktır. Bu bağlamda bakıldığında Whitesnake'in şarkıları Seks Dramı başlığı altında sanatsal ve edebi bir şekilde tiyotrada canlandırılabilir.

In the still of the night
I hear the wolf howl, honey
Sniffing around your door

In the still of the night
I feel my heart beating heavy
Telling me I gotta have more

Burada anlatılan; Kadınına ulaşmayı isteyen, kadınını arzulayan, kapısında O'na sahip olabilmek için bekleyen. Mücadele eden adamın gece sessizliğinde ve soğuğunda kalbindeki aşk acısı ve umutsuzluğu görülüyor. Still Of The Night ne kadar
müzikal açıdan sert bir şarkı olsada içerdiği sözler kadınını arzulayıp ulaşamayan birini anlatır. Umut ettiklerine ulaşamayacağını düşünmek insanı bazen sinirlendirir, çünkü umutsuzluk sabah yüze çarpılan bir avuç sudan farklı değildir. Belkide bu yüzden sert bir şarkıdır.

I can't stop this feeling
I've been this way before
But with you I've found the key
to open any door

I can feel my love for you growing stronger
day by day
But I can't wait to see you again
So I can hold you in my arms

Is This Love.. Bu şarkıyı anlayabilmek için tahmin edildiği gibi aşık olabilmek, aşkı yaşayabilmek gerekir. Bunu yaşayan biri olarak anlatmak istiyorum... İnsan aşık olduğunda hislerini durduramaz ve mantığı ile hareket edemez, bu tam tersi ise aşk değildir! Whitesnake'in çoğu şarkısında göze çarpan "anahtar" mutluluğun, arzunun, zevkin anahtarıdır. Aşkın anahtarıdır. Ama bu aşka sahip olabilmek için karşındaki kişinin kapıyı
içerden açması gerekir. Eğer içerden açılmadıysa o kapı anahtarı ne kadar zorlarsanız zorlayın içeriye giremezsiniz. Ama tam tersi olurda karşılığı alırsanız o anahtar sadece o kişinin kalbini açmış olmaz, en başta söylediğim gibi mutluluğun, arzunun, zevkin kapılarını açmış olur..


Tho' I keep searching for an answer
I never seem to find what I'm looking for.
Oh Lord, I pray you give me strength to carry on
'Cos I know what it means to walk along the lonely street of dreams.


Issız hayal sokaklarında yürümek, cevabı aramak.. Cevaplar ıssız hayal sokaklarına benzer. Yanıt illâki olumlu olmayabilir, bunun verdiği kaygı ile yanıtlanmamış sorular insanı hayal sokaklarında yürütür. Kurgular, yaşar, verilecek yanıta karşı kendini hazırlar.. Bir serseri gibi tek başına yürümeye benzer, kimse yokken otunu içmek gibidir. Issız hayal sokaklarında yürürken bazen cevabı beklemez ve kararını verirsin. Daha fazla zaman harcamaman gerektiğinin kararını.. Aşkın hoş yardımını bekleyerek kurtulma ihtiyacı duyarsın.. Geride kalan boş günler için direnirsin. Here I Go Again böyle bir duygu..

I'm looking for love all around me
Looking for love to surround me.
The love that I need
To rescue the state of my heart.

Aşkı aramak bir ömür boyu sürecek bir durumdur. Aşkı bulmak, aşka sahip olmak, aşkı ele geçirmek, aşka göre değil aşkı kendine göre yaşatmak, gerçekten aşkı arayarak, aşkın sana göre anlamını bulmak. İşte bunların yanıtları bir araya gelip seninle bütünleştiğinde "Aşk" kelimesinin anlamı ortaya çıkar. Whitesnake'in sözlerinde bahsedilen aşk tahmin edildiği gibi kadına duyulan aşktır. Kadına duyulan aşkın nedeni ihtiyaçlardır. Bu biraz duygusuzca olabilir ama zamanımızda durum budur. Kadına olan aşk arzudan ibarettir ve seks ihtiyacının giderilmesidir. Ama bazı insanlar vardırki bunlar Aşk insanlarıdır. Aşk için yaşarlar {Örn: David Coverdale:} Bu insanlar yaşanması gereken ve aşılması gerekenleri yaşamışlardır, doyuma ulaşmış insanlardır. Doyuma ulaşan insanın alacağı, doyuma ulaştığı konu hakkında öğreneceği bir şey kalmamıştır. Örneğin, kimya dersinde bir deney vardır. Doyum ile ilgili.. Çaya 5 kaşık şeker atarsınız erir, 10 kaşık daha atarsınız, erir. Ama bu 15 kaşıktan sonra bir kaşık daha atarsanız erimez. Çay onu eritmez. Doyuma ulaşmıştır. İşte bu insanlarda böyledir aşk konusunda... Bu bağlamda kadına olan aşkın doyumuna eren insan için kadının aşkı biter. İnanmak için çalışır. Ama doymaz aşka.. Dağların ardında, denizlerin karşısında adını çağırır aşk, ama duymaz. Ne kadar yazılsa da aşkı aramanın açıklaması, cümlelere yansıtılması zordur..En kısası bir ömür boyu sürer.

No fame or fortune,
No luck of the draw
When I dance with Queen of Hearts
A jack of all trades
But, a loser in love
It's tearing my soul apart

Ne demişler; Kumarda kaybeden aşkda kazanır.. Bazende o kadar şanssız olursunki ne aşkda nede kumarda kazanırsın..
Kumarda tek unsur vardır; Risk.. Aşkda olduğu gibi.. Kaderin nereye çağırırsa oraya gidersin, sadece bir şans oyununda esirsindir. Aşk Kumarbazı!.. İstediği sadece kupa kızıyla dans etmektir. Ün ve servet hatta hayatın getirdiklerinin kontrolü, hiç birinin değeri yoktur.. Gambler.. Bu şarkıda aşkın kapısında bekleyip, aşkın O'nu içeri davet etmesini bekleyen bir adamı görürüm. Dışarda aşkına ulaşmayı arzulayan, O'na kavuşmak için yalvaran birini görürüm.. Bir kumarbaz herşeyi yapabilir, hayatın kurbanıdır... Herkes bilirki kartların en değerlisi As'dır, bu şarkıda hiç bir zaman As'a sahip olamamış bir kumarbaz anlatılır.. Riske girmiştir ama hiç bir zaman kazanamamış, aşka sahip olamamıştır. Aşkı arıyordur... Aşkı aramayı bir kumar oyunuyla benzetmek gerekirse Aşkı aramak, Rus ruleti gibidir. Yani şansın yaklaşık 1/6'dir..



Like the rolling thunder,
I feel the power of love,
It's a gift from heaven
And the Lord above.

Bir aşk biter, diğeri başlar. Gece biter, gün gelir. Aşkı bulmak için yeni bir gündür. Bazen harcanmış yılların acısını dindirmek istersin ve bu hayatı aydınlatacak, seni mutlu edicek, Hesaplaşma Günü'nde seninle düşen şimşeklerin arasında aşkı hissedecek birini bulursun.. O karanlıktan gelen bir gülümseme gibi seni arzuya götürür. Tanrının yolladığı, cennetten gelen bir duygudur. Umursamamalısın ve yavaş olmalısın. Çünkü uzun sürmez.
Aşık olduğuna inandığında aşkının her kapıyı açabileceğine inanırsın. Arzu, zevk ve gitmek istenilen her yerin kapısını açarsın. Çünkü O'nu seviyor, ihtiyaç duyuyor ve istiyorsundur. O'nu mutlu etmek için elinden geleni yaparsın ve aşkın her kapıyı açar. O aşkı herkes hissedemez. Tarif etmek gerekirse, gök gürültüsü duyduğunda en karanlık gecende sarmak için yanında olmak istediğin biri gibidir. Aslında o aşkı kişi için değil kendin için yaşarsın sadece kişiye karşı somutlaştırırsın. Onu sever, ona ihtiyaç duyar, onu zevkin doruk noktasına çıkartır ve onun için en iyisini yaparsın. Bu şekilde somutlaştırırsın aşkını. Ve Hesaplaşma Günü'nde yolunu aydınlatan aşk budur..

So give me all your love tonight,
Give me all your love tonight
I'll do anything you want
Just give me all of your loving tonight

İlk görüşte aşka inanırmısınız bilmem, ama ben inanırım. Bir yıldırım gibidir ve bir anda ortaya çıkar. Nefesin kesilir ama bunun bir ızdırap olacağından hiç haberin yoktur. Kalbinin seni kandırmadığını düşünürsün ve o duygudan kurtulamazsın. Aşkı başlatan feromon adlı kimyasal salgıyi salarsın ve dolayısıyla cinsel dürtülerin uyanmıştır. Hormonlarına karşı koyamazsın ve O'nu o an istersin. "Bu gece benim olmalı" dersin kendi kendine..
Ehh doğal olarak hızlı başlar ve hızlı biter. Bu olay ufuk çizgisi kadar kesin ve ani olmakla insana dünyaya meydan okuyabilecek gibi hissettirir. Ama bazen aşık olunan kişinin ilgilenmediği bir durumdur. Tek geceliktir. O gece O'na aşkı ve güveni için her gün uğraşacağına inandırmaya çalışırsın. O'nu mutlu etmeye çalışacağını söylersin. O gece ona sahip olabilmek için aşkını ispat edersin. Şarkıdada bahsedildiği gibi gülüşüyle kör olur, yürüyüşüyle delirir ve ürperirsin. Seni aptala çeviren bir durumdur..
{Arada sevişirken yıldırım çarptı espirilerinede yol açabilir:}


No one understands the heartache
No one feels the pain
Cos no one ever sees the tears
When you're crying in the rain

Kirletilen kalbin temizlenmesinde yardımcı olur yağmur. Kirlenen kalbinden akan pis kana benzer "Yağmurda Ağlamak"... Ve o an kimsenin senden daha çok aşk acısı çektiğini düşünmezsin ve dolayısıyla en büyük acıyı çektiğini düşünürsün. Çünkü kimse gözyaşlarını göremez sen yağmurda ağlarken. Yarına bakarsın zamanını boş yere harcadığını düşünerek. Gelecekteki planların gözüne gelir ama kalbin umutsuzlukla doludur. Aşklarını düşünürsün bunun niye başına geldiğini anlamaya, çözmeye çalışırsın. Yağmurda ağlamak bir nevi günah çıkarmaktır. Öncekilere kötü davrandığını bilirsin geri dönemezsin çünkü nereye gideceğini bilmezsin, bilemezsin. Eğer seni isterse kötü davrandığın, O'na koşarsın. Çünkü yağmurda ağlamak günah çıkartmaktır. O'nu bundan sonra mutlu etmeyi düşlersin ama kesin bir yerin yoktur. Kötüden iyiye gitmez o an. Tüm zaman boyunca böyledir. Çünkü kötü davranmışsındır öncekilere.
Kalbinde yağmurlar yağarken güneş parıldar. Çünkü her zaman bir umut vardır... Aşkı aramaya hayatın yorgunluğuyla devam edersin...

Sail your ship across the water,
Spread your wings across the sky
Take the time to see
Youre the one who holds the key,
Or sailing ships will pass you by

Bu şarkıda kalp kırıklarının verdiği umutsuzluk ve kötü zamanlar anlatılıyor. Gelgitlerle dolu. Şarkıya bakarsanız ilk önce usul usul, yavaşça başlar ve enstrumanlar şarkının sonuna yaklaştığında çok sertleşir, bir nevi kendini bulur.
Hayatın getirdikleri ve bu gelenlerin olumsuz olaylar olması insana eski güzel günlerini hatırlatır. Umutsuz olduğu anlarda. Hatırlatır insana O'nunla yaşadığı eski, güzel günleri... Ama o eski güzel günlerde O'nun değerini bilmediği ve yine O'nunlayken aklının bir karış havada olduğu, hayallerininde bir okyanus kadar süprizlerle dolu, bir anda kendini fırtınaların arasında bulabilme ihtimali ile girdiği yolda hayallerinin yıkılmasını anlatıyor. Eski aşkını isteyen bir adam. Yinede bir umut var ve bu umudu kaybetmek istemiyor.
Şarkıdaki "gemi" bence insanın kontrol mekanizması olan İrade'dir.
İrade çok önemli ve insanın beyin gücünün bir kanıtıdır. Zor olanı başarmak için gereken en önemli duygudur.. Bağımlı olmaktan, alışkanlıklardan, korkulardan, kendi kendimizi hayatta mutsuz bir konumda bulundurmaktan kurtulmak için 'özgüven ve sevgi ile birlikte' gereken en önemli 3 duygudan biridir. Özgüven, sevgi ve irade birleştiğinde her durumda ve her zaman bir umut vardır.
Bu gibi durumlarda elbette 'anahtarın' sahibi karşı taraftır. Yani O kalbinin kapısını içerden açmadıysa sen giremezsin. Şarkıda karşısındaki kişinin bu anahtarı elinde tuttuğunu ve O'nu içeri almasını umut eden bir adam vardır.

I need a woman to treat me good
And give me everything a good woman should
Everyday and every night
She'd be waiting on her brown-eyed boy
To come and treat her right
I'm a love hunter baby

Bu şarkıya benim tanıdığım herkes en başta önyargı ile bakmıştır. Nedeni ise; Aşk avcısı kelimesinin daha doğrusu aşk ve avcı kelimelerinin birleşmesinden kaynaklanan bir önyargı. Bu önyargı şarkının sözlerinden değil, cahillikten!.. Ki şarkının sözleri çok açık ve net bir şekilde sadece aradığı kadını anlatıyor... Aşk avcısını açıklamaya çalışırsak; Aşk konusunda alabileceği her şeyi almış ve verebileceği herşeyide vermiş kişidir.
Şarkıda O'na her gün ve her gece iyi davranması için, ağlayıp sızlamayacak, mızmızlık yapmayacak bir kadına ihtiyacı olan ve bu kadına bütün aşkını verebilecek bir adam anlatılır. Çünkü bu adamın aşk konusunda alıp, verebileceği hiç bir şey yoktur. Her şeyi doyuma ulaşacağı kadar görmüş ve yaşamıştır... Bazı insanlar bir aşka sahip olabilmek için hiç bir zaman yılmaz ve O aşka sahip olana kadar peşinde koşar. Çünkü herkes bir ilişkiye başlamak istediğinde mutlu olmayı umut eder. Zaten bunu düşünerek herkes tüm sevgisini vermek ister. Ama çoğu zaman bu bir işkenceye döner ve o ilişki biter.

En son olarak kimse Aşk Avcısını Tarzan olarak görmesin !.. Halbuki tam tersidir !.. Aşık olamayan, aşk için yaşamayan Tarzandır.



Yazımı David Coverdale'in bir sözüyle tamamlamak istiyorum;

Müziği Tanrı'nın ihtişamı, zihin ve bedenin yenilenmesi için yapıyorum... Bu Survivor değil, tatlım. Bu Seks Dramı !!!